Bir siyasetçimiz, “Ömrüm oldukça milletimizle ilgili hayallerimizin peşinde olmaktan vazgeçmeyeceğiz.” mealinde bir demeç verdi.

Bu sözleri duyunca, “Demokrat insanlar, bu cümleye nasıl karşılık verir?” diye düşündüm. Aklıma gelen cevap kısa oldu:

Hayallerinize bereket…

O sırada yanımda bir köylüm vardı. Söylediklerimi duyunca, “Aman abi, ne diyorsun sen? Onun hayallerinin sonuçlarını biz pek hayırlı görmedik.” dedi.

Sustum. Fakat düşünmeden de edemedim:

Bu vatandaş neden böyle düşünüyor?

Siyasetçimizin yıllardır ortaya koyduğu hedeflerin ve uyguladığı politikaların bugün geldiğimiz noktadaki karşılığı nedir?

Şehir hastaneleri önemli bir sağlık yatırımı olarak sunuldu. Ancak birçok vatandaş için hastanelerin kent merkezlerinden uzaklığı, ulaşım sorunları ve randevu sıkıntıları hâlâ ciddi bir mesele.

Havalimanları da büyük yatırımlar arasında gösterildi. Fakat kamu-özel işbirliği projelerinde verilen yolcu garantileri ve kamu bütçesine getirdiği yük konusunda yıllardır tartışmalar sürüyor.

Otoyollar için de benzer bir tartışma var. Başlangıçta kamu bütçesine doğrudan yük getirmeyeceği ifade edilen bazı projelerin garanti ödemeleri ve işletme modelleri bugün hâlâ kamuoyunun gündeminde.

Ekonomiye gelince…

Türkiye’nin dünyanın önemli ekonomileri arasında olduğu söyleniyor. Buna karşılık vatandaşın günlük hayatında hissettiği yüksek fiyatlar, özellikle gıda enflasyonu, ekonomik tartışmanın en önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor.

Tarımda da tablo düşündürücü.

Bir dönem kendi kendine yeten ülkeler arasında olduğumuz sıkça anlatılırdı. Bugün ise buğdaydan bakliyata, mısırdan çeşitli sebzelere kadar çok sayıda tarım ürününde ithalat tartışılıyor.

Benim çocukluğumda köylerde insanlar küçük bahçelerinde sebzesini yetiştirir, birkaç tavuğuyla kendi ihtiyacının bir bölümünü karşılayabilirdi.

Bugün ise bunu yapabilenlerin sayısı giderek azalıyor.

Çiftçinin üretim maliyetleri artıyor, gençler tarımdan uzaklaşıyor. Memur, esnaf ve emekli ise geçim sıkıntısını daha fazla hissediyor.

O halde insan ister istemez yeniden soruyor:

Sayın siyasetçimizin sözünü ettiği hayaller nereye ulaştı?

Bir dönem “vesayete son” denildi.

“3Y ile mücadele” hedefi ortaya konuldu.

Avrupa Birliği üyeliği konusunda büyük hedeflerden söz edildi.

Peki bugün o hedeflerin hangisi hangi noktada?

Siyasette asıl mesele, yalnızca yeni hayaller kurmak değildir.

Asıl mesele, yıllar önce topluma anlatılan hedeflerle bugün ortaya çıkan sonuç arasındaki mesafeyi dürüstçe değerlendirebilmektir.

Çünkü vatandaşın artık yalnızca “Ne hayal ediyorsunuz?” sorusuna değil, “Bugüne kadar kurduğunuz hayallerin sonucunda ne elde ettik?” sorusuna da cevap aradığı bir dönemden geçiyoruz.

Yeni hayaller elbette kurulabilir.

Ama milletin beklentisi çok daha basit:

Daha rahat yaşamak, emeğinin karşılığını almak, çocuğunun geleceğinden endişe etmemek ve ülkesinde güven içinde yarınlara bakabilmek.

Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, yeni hayallerden önce eski hayallerin hesabını samimiyetle yapabilmek.

Ahmet Ümit Aloğlu
24 Eylül 2026 – Kuzucubelen