"..Zeytinde üretim var, emek var; peki üreticinin kazancı nerede?..."

Mersin’in Mut ilçesi, Türkiye’nin önemli zeytin üretim merkezlerinden biri. Zeytincilik, ilçede yalnızca bir tarımsal faaliyet değil; binlerce insanın geçim kaynağı, mevsimlik tarım işçilerinin ekmek kapısı ve bölge ekonomisinin temel dayanaklarından biri.

Ancak 2026 zeytin hasat sezonu, üretici açısından umut kadar kaygıyı da beraberinde getirdi. Bahçelerde ürün var, ağaçlarda emek var; fakat üreticinin eline geçen para, bütün bu emeğin karşılığını vermekten uzak görünüyor.

Eylül ayının son haftasında yerel basına yansıyan haberlerde Mut’ta zeytinin kilogram fiyatının çeşidine ve iriliğine göre 10 liradan başlayıp 60 liraya kadar çıktığı bildirildi. Ancak bu geniş fiyat aralığı, bütün üreticilerin yüksek fiyatlardan satış yapabildiği anlamına gelmiyor. Özellikle düşük fiyatla alıcı bulan ürünlerde üreticinin kaygısı büyüyor.

Sorunun özü burada: Üretimin bol olması, üreticinin kazancının da yüksek olmasını kendiliğinden sağlamıyor. Ürün para etmediğinde, üretici artan giderlerini karşılayamadığında ve satış koşullarını belirleyecek pazarlık gücünden yoksun kaldığında yüksek rekolte bile geçim güvencesine dönüşemiyor.

MUT, ZEYTİNCİLİKTE BÜYÜK BİR ÜRETİM MERKEZİ

Yerel basında, Mut İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden alınan bilgilere dayandırılan haberlerde ilçede 269 bin dekar zeytin alanı ve yaklaşık 13 milyon kayıtlı zeytin ağacı bulunduğu, 2026 sezonunda 300 bin ton dolayında ürün beklendiği aktarıldı.

Bu büyüklük, zeytinciliğin Mut ekonomisindeki önemini ortaya koyuyor. Ancak üretimin büyüklüğüyle üreticinin refahı arasında kendiliğinden bir bağ yok. Zeytinin yetiştirilmesi kadar toplanması, taşınması, sınıflandırılması, işlenmesi, depolanması ve pazarlanması da maliyet gerektiriyor.

Üreticinin eline geçen fiyat bu giderleri karşılamıyorsa ürünün bol olması, çiftçinin yüzünü güldürmeye yetmiyor.

Üstelik zeytin hasat zamanı geldiğinde üretici, bir yandan ürününü zamanında toplamak, diğer yandan hangi fiyattan satabileceğini hesaplamak zorunda. Fiyat belirsizliği, hasadın zamanlamasından satış kararına kadar bütün süreci etkiliyor.

Üretici Kemal Cılız: “Biz sadece emeğimizin karşılığını istiyoruz”

Çukurova Gazetesi’nin 24 Eylül 2026 tarihli haberinde konuşan Mut’un Köprübaşı Mahallesi’nden zeytin üreticisi Kemal Cılız, yaşadıkları sıkıntıyı gündelik hayatın içinden çarpıcı bir karşılaştırmayla anlatıyor:

“Bizim burada bir ekmek 17,5 lira. Ne yazık ki 2 kilo zeytinimiz 10-15 lira.”

Cılız’ın sözleri, üreticinin yetiştirdiği ürünün değerinin temel tüketim giderleri karşısında nasıl eridiğini gösteriyor.

Ancak onun eleştirisi yalnızca fiyatlarla sınırlı değil. İlçede İlçe Tarım Müdürlüğü ve Ziraat Odası gibi kurumlar bulunmasına rağmen üreticinin sorunlarının yerinde dinlenmediğini düşündüğünü söylüyor. Yetkililerin bahçeleri ziyaret etmesini, hasat sırasında üreticinin yanında bulunmasını ve yaşanan sıkıntıları doğrudan görmesini istiyor.

Cılız, artan gübre, mazot, ilaç, işçilik ve diğer üretim giderleri karşısında ürünün para etmemesinin çiftçiyi her geçen gün daha fazla zorladığını anlatıyor. Sabahın erken saatlerinden akşama kadar bahçede verilen emeğin karşılığının alınamamasının yalnızca üreticiyi değil, tarımsal üretimin geleceğini de tehdit ettiğini vurguluyor.

Kendisinin resmî kaydı bulunan bir çiftçi olduğunu hatırlatan Cılız, üreticinin birkaç güçlü alıcının eline bırakılmaması gerektiğini savunuyor. Kurumların, çiftçinin emeğini ve ürününün değerini korumak için daha fazla sorumluluk üstlenmesini istiyor.

Üreticinin sesini seçim dönemlerinde değil, yılın her günü duymak gerektiğini belirten Cılız’ın çağrısı açık: Yetkililer bahçeye gelsin, üreticiyle konuşsun ve yaşanan sorunları yerinde dinlesin.

Cılız’ın anlattıkları, üreticinin yalnızca daha yüksek fiyat talep etmediğini de gösteriyor. Çiftçi, emeğinin görülmesini, sorunlarının ciddiye alınmasını ve üretime devam edebilmek için adil koşullar oluşturulmasını istiyor.

Hasan Tepe: “Rekoltemiz yüksek, fiyatlar düşük”

Mersin Gazetesi’nin 28 Eylül 2026 tarihli haberinde hem zeytin üreten hem de satışını yapan Hasan Tepe, sezonun başladığını ve rekoltenin yüksek olduğunu belirtiyor. Ancak fiyatların beklentilerinin altında kaldığını şu sözlerle dile getiriyor:

“Geçen yıla rağmen fiyatlar düşük.”

Tepe, zeytinin çeşidine ve elek numarasına göre kilogram fiyatlarının 10 ila 60 lira arasında değiştiğini söylüyor. Üreticilerin daha iyi fiyatlar beklediğini, ancak bu beklentinin gerçekleşmediğini ifade ediyor.

Tepe’nin açıklaması, üretim miktarının tek başına fiyat sorununu çözmediğini ortaya koyuyor. Ürün bol olabilir; fakat üretici, masraflarını karşılayacak bir fiyattan satış yapamıyorsa bu bolluk onun için ekonomik rahatlama anlamına gelmiyor.

İbrahim Arı: Fiyat farkı üreticinin sorununu ortadan kaldırmıyor

Aynı haberde görüşlerine yer verilen zeytin üreticisi İbrahim Arı da Mut’ta hasadın başladığını, fiyatların elek numarasına göre 10 liradan başlayıp 60 liraya kadar çıktığını ve rekoltenin yüksek olduğunu belirtiyor.

Arı, daha sonra Sonses.tv’de yayımlanan değerlendirmesinde soruna daha geniş bir açıdan yaklaşıyor. Bir zeytin ağacının yalnızca hasat ayında değil, yılın on iki ayında emek istediğini hatırlatıyor. Budama, sulama, ilaçlama, gübreleme ve ağacın korunması gibi çalışmaların tamamı üreticinin gider hanesine yazılıyor.

Arı’nın değerlendirmesi, zeytinciliğin görünmeyen emeğini ortaya koyuyor. Tüketici çoğu zaman pazardaki zeytinin fiyatını görüyor; ancak o ürünün sofraya ulaşması için bir yıl boyunca verilen emeği ve yapılan harcamaları görmüyor.

Üretici açısından mesele, yalnızca zeytini satmak değil; bir sonraki üretim dönemine hazırlanabilecek geliri elde edebilmek. Bugünkü satış, gelecek yılın gübre, ilaç, budama ve bakım masraflarını karşılamıyorsa üretimin devamlılığı tehlikeye giriyor.

Muharrem Yılmaz: “Üretici hiç memnun değil”

Mut Ziraat Odası Başkanı Muharrem Yılmaz da sezon başındaki fiyatlardan üreticilerin memnun olmadığını açıklıyor.

İş’te Mersin’in 26 Eylül 2026 tarihli haberinde Yılmaz, fiyatların 10-30 lira arasında değiştiğini belirttikten sonra durumu şu sözlerle özetliyor:

“Çok düşük. Üretici hiç memnun değil.”

Yılmaz, yağlık zeytinde beklentilerinin 40 lira düzeyinde olduğunu, daha yüksek fiyatların da beklendiğini ifade ediyor. Fiyatların yükselmesini bekleyen bazı üreticilerin hasadı ağırdan aldığını ve ürünlerini toplamak için beklediğini de aktarıyor.

Ziraat Odası Başkanının açıklaması, fiyat sorununun yalnızca bir üreticinin kişisel yakınması olmadığını gösteriyor. Üreticinin beklentisi ile alıcıların sunduğu fiyat arasında ciddi bir uyuşmazlık bulunuyor.

Elbette zeytinin çeşidi, iriliği, kalitesi ve kullanım amacı fiyatı etkiler. Sofralık zeytinle yağlık zeytini aynı ölçüyle değerlendirmek doğru değildir. Ancak ürünler arasındaki fiyat farklılıklarını kabul etmek, üreticinin giderlerini karşılayamaması sorununu ortadan kaldırmıyor.

HASAT MASRAFI DA ÜRETİCİNİN SIRTINDA

Üreticinin hesabı yalnızca ağacın bakımından ibaret değil. Gübre, ilaç, sulama, mazot, budama, nakliye ve hasat işçiliği gibi giderler de hesaba katılmalı.

Mut Ajans’ın 2 Ekim 2026 tarihli haberinde MHP Mut İlçe Başkanı Mustafa Düzenli, sahadan kendilerine ulaşan bilgilere dayanarak bazı zeytinlerde 10-30 lira düzeyinde fiyatların konuşulduğunu, hasat işçiliğinin ise kilogram başına 18-20 liraya ulaştığının ifade edildiğini belirtiyor. Düzenli, üreticiler, tüccarlar ve yetkili kurumların ortak bir masada buluşması çağrısı yapıyor.

Bu işçilik rakamını ilçedeki bütün bahçeler için kesinleşmiş resmî bir maliyet hesabı olarak değerlendirmemek gerekir. İşçilik gideri; hasat yöntemine, bahçenin koşullarına ve çalışma düzenine göre değişebilir. Ancak yerel basına yansıyan bu rakamlar, düşük alım fiyatlarıyla yüksek hasat giderlerinin bir araya geldiğinde neden ciddi bir sorun yarattığını gösteriyor.

Üretici, zeytinini toplatmak için önemli bir harcama yapmak zorundaysa ve ürününü bu gideri karşılayamayacak bir fiyata satıyorsa diğer üretim maliyetlerini karşılamak için yeterli gelir kalmayabilir. Üstelik üreticinin kendi emeğinin karşılığını da hesaba katması gerekiyor.

Küçük üreticinin geniş depolama, finansman veya pazarlama olanaklarına sahip olmaması da elini zayıflatıyor. Ürünü kısa sürede satmak zorunda kalması, fiyat pazarlığında güçlü bir konumda olmasını engelleyebiliyor.

Dolayısıyla sorun yalnızca fiyatın düşük olması değil; üreticinin ürününü ne zaman, kime ve hangi koşullarda satacağı üzerinde yeterli söz sahibi olamaması.

SORUN YALNIZCA TARLADA BAŞLAMIYOR

Mut zeytinciliğini değerlendirmek için yalnızca bahçedeki alım fiyatlarına bakmak yeterli değil. Ürünün işlenmesi, markalaşması, iç pazara sunulması ve ihraç edilmesi de önem taşıyor.

Mehmet Sami Süygün ve Muharrem Can’ın 2025 yılında Tarım Ekonomisi Dergisi’nde yayımlanan, Mut’taki zeytinyağı işletmelerini ele alan araştırmasında ekonomik belirsizlik, yüksek maliyetler, sermaye yetersizliği ve ihracat önündeki engeller gibi sorunlar inceleniyor.

Araştırma bütün zeytin üreticilerinin gelirini ölçen bir çalışma değil; zeytinyağı işletmelerine odaklanıyor. Bununla birlikte, Mut zeytinciliğinin yalnızca üretim miktarını artırmakla çözülemeyecek, işleme ve pazarlama aşamalarını da kapsayan yapısal sorunları bulunduğunu gösteriyor.

Üreticinin daha fazla kazanması için ürünün yalnızca bahçeden çıkması yetmez. Ürünün niteliğine uygun biçimde sınıflandırılması, katma değer yaratacak şekilde işlenmesi, güvenilir bir markayla pazarlanması ve daha geniş pazarlara ulaşması gerekir.

Bu zincirin güçlü olmadığı yerde üretici, ürününün gerçek değerinden yeterince pay alamayabilir.

DEVLETİN VE YEREL KURUMLARIN SORUMLULUĞU

Tarım politikalarının temel amacı, üretimin devamlılığını sağlamak ve üreticinin sürdürülebilir bir gelir elde edebileceği koşulları oluşturmaktır. Bunun için desteklerin açıklanması kadar, üreticinin bu desteklerden gerçekten yararlanabilmesi de önemlidir.

Tarımsal destekler ürün ve üretim koşullarına göre farklılık gösterebilir. Bu nedenle bütün zeytin üreticilerinin aynı miktarda destek aldığı söylenemez. Mut özelinde üreticilerin hangi desteklerden ne ölçüde yararlandığını gösteren güncel ve bütünlüklü bir hesaplama olmadan kesin rakamlar vermek de doğru olmaz.

Ancak bu durum, desteklerin yeterliliğini sorgulama gereğini ortadan kaldırmıyor. Üreticinin bakım, sulama, gübreleme, ilaçlama ve hasat giderleri karşısında aldığı desteklerin ne ölçüde etkili olduğu ortaya konulmalı. Desteklerin kapsamı, başvuru koşulları ve ödeme takvimi açık biçimde duyurulmalı; küçük üreticilerin uygulamada karşılaştığı engeller giderilmeli.

İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ziraat Odası, belediye, üretici örgütleri ve ilgili kamu kurumları arasında düzenli bir işbirliği kurulmalı. Üreticilerin sorunları yalnızca şikâyet konusu olduğunda değil, sezon başlamadan önce ve hasat boyunca ele alınmalı.

Kurumların görevi yalnızca kayıt tutmak ve mevzuatı uygulamak değil; kendi sorumluluk alanlarında üreticinin sorunlarını belirlemek, çözüm yolları geliştirmek ve yetkili mercilere taşımaktır.

NE YAPILMALI?

Mut’ta zeytin üreticisinin emeğinin karşılığını alabilmesi için kısa vadeli önlemlerle uzun vadeli politikalar birlikte düşünülmeli.

Birincisi, üretim maliyetleri şeffaf biçimde hesaplanmalı. Mut’un farklı zeytin çeşitleri, bahçe koşulları ve üretim yöntemleri dikkate alınarak bakım, hasat, taşıma ve diğer giderleri kapsayan güncel bir maliyet çalışması yapılmalı. Çalışma, üretici örgütleri ve uzmanların katılımıyla hazırlanmalı; sonuçları kamuoyuyla paylaşılmalı.

İkincisi, fiyat oluşumu izlenebilir hâle getirilmeli. Ürünün üreticiden çıkış fiyatıyla işleme, toptan satış ve perakende aşamalarındaki fiyatlar arasındaki farklar düzenli olarak izlenmeli. Amaç herhangi bir ticaret kesimini peşinen suçlamak değil, fiyatın hangi aşamalarda ve hangi gerekçelerle değiştiğini ortaya koymak olmalı.

Üçüncüsü, üreticilerin örgütlenmesi güçlendirilmeli. Kooperatifler ve üretici birlikleri aracılığıyla ortak alım, ortak satış, depolama, sınıflandırma ve pazarlama olanakları geliştirilmeli. Üreticinin tek başına pazarlık etmek zorunda kalması yerine ürününü daha güçlü bir örgütlenmeyle pazara sunabilmesi sağlanmalı.

Dördüncüsü, zeytinyağı üretimi ve katma değer artırılmalı. Mut’un zeytin ve zeytinyağı potansiyeli yalnızca yüksek rekolte üzerinden değerlendirilmemeli. Kalite standardı, markalaşma, ambalajlama, taklit ve tağşişle mücadele, güvenilir satış kanalları ve ihracat olanakları geliştirilmeli.

Beşincisi, destekler üreticinin gerçek ihtiyaçlarıyla ilişkilendirilmeli. Küçük ve orta ölçekli üreticilerin girdi ve hasat maliyetleri dikkate alınmalı. Mevcut desteklerin yeterliliği ölçülmeli; ihtiyaç duyulan alanlarda üretimi sürdürmeye katkı sağlayan mekanizmalar geliştirilmesi için ilgili kurumlara somut öneriler sunulmalı.

Altıncısı, Mut’ta ortak bir çözüm masası kurulmalı. Üreticiler, Ziraat Odası, kooperatifler, tüccarlar, zeytinyağı işletmeleri, yerel yönetimler ve ilgili kamu kurumları aynı masada buluşmalı. Fiyatlar, maliyetler, hasat koşulları ve pazarlama sorunları somut verilerle ele alınmalı. Alınan kararlar ve uygulama takvimi kamuoyuna açıklanmalı.

Amaç üreticiyi korurken ticaretin diğer halkalarını göz ardı etmek değil. Üretici, tüccar, işleyici, esnaf ve tüketicinin hakkını gözeten adil ve şeffaf bir piyasa kurulmalı. Böyle bir düzen, hem üretimin devamlılığına hem de tüketicinin ürüne makul koşullarda ulaşmasına katkı sağlayabilir.

ZEYTİNİN GELECEĞİ, ÜRETİCİNİN GELECEĞİDİR

Mut’ta zeytinciliğin geleceğini yalnızca ağaç sayısıyla, dekar miktarıyla veya sezon sonunda açıklanacak rekolteyle ölçemeyiz. Asıl ölçü, toprağı işleyen insanın üretime devam edip edemediği; ailesinin geçimini sağlayıp sağlayamadığı ve gelecek yıl yeniden bahçesine emek vermek için umut taşıyıp taşımadığıdır.

Kemal Cılız’ın anlattıkları, Hasan Tepe’nin fiyat değerlendirmesi, İbrahim Arı’nın sezon gözlemleri ve Mut Ziraat Odası Başkanı Muharrem Yılmaz’ın açıklamaları aynı soruyu önümüze koyuyor: Üretim var, emek var; peki bu emeğin karşılığı neden üreticinin eline yeterince geçmiyor?

Bu sorunun yanıtı, çiftçiye yalnızca daha fazla çalışmasını söylemekte bulunamaz. Çiftçi zaten çalışıyor. Sorun, emeğin ekonomik değerinin korunacağı koşulların oluşturulmasında.

Mut zeytinciliği, ilçenin ve ülkenin önemli bir tarımsal değeri. Bu değerin korunması için üreticinin sesine kulak verilmeli; maliyetler ve fiyatlar bilimsel verilerle incelenmeli; üretici örgütleri güçlendirilmeli ve kamu kurumları sorumluluklarını yerine getirmeli.

Zeytin ağacı uzun yıllar emek ister. Üreticinin toprağa bağlı kalabilmesi de gelirinin ve geleceğinin güvence altına alınmasına bağlıdır.

Üreticinin talebi ayrıcalık değil, emeğinin karşılığını alabilmektir. Mut’ta zeytinciliği yaşatmak istiyorsak önce zeytini yetiştiren insanın yaşamını ve üretme iradesini korumalıyız.

KAYNAKLAR

1. Çukurova Gazetesi — “Mut’ta zeytin üreticisinin isyanı”; Kemal Cılız.

https://cukurovagazetesi.com/mutta-zeytin-ureticisinin-isyani

2. Mersin Gazetesi / İHA — “Mersin’de zeytin hasadı başladı: Bahçede 10 ile 60 TL arasında”; Hasan Tepe ve İbrahim Arı.

https://mersingazetesi.com/2026/09/28/mersinde-zeytin-hasadi-basladi-bahcede-10-ile-60-tl-arasinda/

3. İş’te Mersin — “Mut’ta zeytin hasadı başladı: Rekolte yüksek, üretici fiyat bekliyor”; Muharrem Yılmaz.

https://www.istemersin.com/haber/28878998/mutta-zeytin-hasadi-basladi-rekolte-yuksek-uretici-fiyat-bekliyor

4. Mut Ajans — “Mersin’in Mut ilçesinde MHP’den zeytin fiyatları için ortak masa çağrısı”; Mustafa Düzenli.

https://www.mutajans.com/haber-mersinin-mut-ilcesinde-mhpden-zeytin-fiyatlari-icin-ortak-masa-cagrisi-140228.html

5. Sonses.tv — “Zeytinin fiyatı düştü, emeğin değeri de mi düştü?”; İbrahim Arı.

https://www.sonses.tv/zeytinin-fiyati-dustu-emegin-degeri-de-mi-dustu

6. Tarım Ekonomisi Dergisi — “Zeytinyağı işletmelerinin sorunları ve ihracat potansiyelleri üzerine bir araştırma: Mersin ili Mut ilçesi örneği”; Mehmet Sami Süygün ve Muharrem Can, 2025.

https://dergipark.org.tr/tr/pub/tarekoder/article/1666732