Bazı insanların hayatı yalnızca kendi hikâyelerinden oluşmaz. Yaşadıkları dönem, tanıklık ettikleri olaylar, uğruna taşıdıkları değerler ve geride bıraktıkları izler, onların hayatını bir kentin hafızasına dönüştürür.
Sebahattin Arıkan’ın hayatı da böyle bir hafızanın parçasıdır.
Bir eczacıydı. Mersin Eczacı Odası’nın kuruluş yıllarında görev aldı. Cumhuriyet Halk Partisi’nin İçel İl Başkanlığını yürüttü. 12 Eylül öncesinin ağır siyasal çatışmaları içinde eczanesi silahlı saldırıya uğradı; saldırıda kayınbiraderi Muzaffer Gökulu ile henüz 13 yaşındaki eczane çırağı Mustafa Songur yaşamını yitirdi. Arıkan hayatta kaldı. Ardından eczanesini Gülnar’a taşıdı ve yaşamını orada sürdürdü.
12 Eylül’ün ardından siyasal hayatın büyük bir kesintiye uğradığı yıllar geldi. CHP’nin yeniden açılmasıyla birlikte Arıkan bir kez daha siyasal yaşamın içinde yer aldı ve 1992’de Mersin’de yeniden kurulan CHP’nin kurucu il başkanı oldu.
Bütün bu dönemeçlerin ardında ise değişmeyen bir siyasal kimlik vardı: Atatürk Cumhuriyeti’ne, Cumhuriyet’in temel değerlerine ve Atatürk devrimlerine bağlılık.
Eczacılıktan kamusal yaşama
Sebahattin Arıkan’ın yaşamında eczacılık yalnızca bir meslek değildi. İnsanlarla doğrudan temas kurduğu, kentin gündelik hayatına yakından tanıklık ettiği bir alandı.
Mersin Eczacı Odası’nın kuruluş sürecinde yer aldı. Odanın ilk kongresi 17 Şubat 1977’de yapıldı. Arıkan ilk yönetimde görev aldı ve 1977-1979 yılları arasında oda başkanlığı yaptı. Nisan 1979’da görevinden ayrıldı.
Meslek örgütlenmesindeki bu sorumluluk, onun kamusal yaşama olan ilgisinin önemli duraklarından biriydi.
Türkiye’nin 1970’li yılları ise siyasal gerilimlerin giderek ağırlaştığı bir dönemdi. Toplumun farklı kesimleri arasındaki çatışmalar günlük hayatın içine kadar uzanıyor, siyasal kimlikler çoğu zaman insanların yaşamlarını doğrudan etkiliyordu.
Sebahattin Arıkan da bu atmosferin içinde CHP İçel İl Başkanı olarak siyaset yapıyordu.
1 Temmuz 1980
Arıkan’ın hayatındaki en ağır kırılmalardan biri 1 Temmuz 1980’de yaşandı.
İstiklal Caddesi’ndeki eczanesine iki silahlı kişi tarafından otomatik silahlarla saldırı düzenlendi. Arıkan, saldırı sırasında tezgâhın arkasına eğilerek hayatta kaldı.
Saldırıda kayınbiraderi Muzaffer Gökulu ile 13 yaşındaki eczane çırağı Mustafa Songur yaşamını yitirdi.
2 Temmuz 1980 tarihli Milliyet gazetesinde olay, “CHP İçel İl Başkanı Sabahattin Arıkan” ifadesiyle haberleştirildi. Haberde İçel Valisi Fahri Öztürk’ün saldırganlardan birinin kimliğinin belirlendiğine ilişkin açıklamasına da yer verildi.
Bu birkaç satırlık gazete haberi, bugün geriye dönüp bakıldığında, yalnızca bir saldırının kaydı değildir.
Bir kentin, bir ülkenin ve bir insanın hayatındaki kırılmanın belgesidir.
Arıkan o gün hayatta kaldı. Yakınındaki iki insanı kaybetti. Bu olayın ardından hayatının yönü değişti.
Gülnar’a uzanan yol
Saldırının ardından Arıkan eczanesini Gülnar’a taşıdı ve Gülnar’a yerleşti.
Mersin’in merkezindeki siyasal hayatın yoğunluğundan uzaklaşan bu yeni dönem, onun hayatında farklı bir sayfa açtı. Mesleğini sürdürdü. Yaşamını Gülnar’da kurdu.
Bir insanın hayatında kimi kararlar yalnızca bir yer değişikliği değildir. Yaşanan acının, tanıklığın ve dönemin ağırlığıyla birlikte alınmış kararlardır.
Arıkan’ın Gülnar yılları da bu açıdan hayat hikâyesinin önemli bir parçasıdır.
Atatürk devrimlerinin izinde
Sebahattin Arıkan’ı yalnızca üstlendiği görevlerle anlatmak, onun siyasal kimliğinin önemli bir bölümünü eksik bırakır.
O, Atatürk devrimlerini Cumhuriyet’in temel yönü olarak gören bir kuşağın insanıydı.
Onun Atatürkçülüğü, yalnızca bir siyasi aidiyet ifadesi değildi. Cumhuriyet’in akla ve bilime dayanan niteliğini, laikliği, çağdaşlaşmayı, yurttaşlık bilincini ve eğitimle aydınlanmayı önemseyen bir düşünce dünyasının parçasıydı.
Bu anlamda Arıkan’ın devrimciliği, hayatın içinde karşılığı bulunan bir kavrayıştı.
Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte toplumun önüne açılan çağdaşlaşma yolunu savunmak, aklın ve bilimin rehberliğini önemsemek, laik Cumhuriyet’in kazanımlarını korumak ve yurttaşlık bilincini yaşatmak onun siyasal duruşunun temel unsurları arasında yer aldı.
Atatürk onun için yalnızca geçmişte kalmış bir tarih kişiliği değildi.
Cumhuriyet’in hangi düşünsel temeller üzerinde yükseldiğini anlatan bir referanstı.
Bu nedenle Sebahattin Arıkan’ın hayatındaki siyasal sürekliliği anlamanın yollarından biri de onun Atatürk devrimleriyle kurduğu bağa bakmaktır.
12 Eylül ve büyük kırılma
12 Eylül 1980 askeri darbesi Türkiye’nin siyasal hayatında büyük bir kopuş yarattı.
Siyasi partiler kapatıldı. CHP de kapatılan partiler arasında yer aldı. Siyaset alanı uzun süre askeri yönetimin belirlediği sınırlar içinde kaldı.
Arıkan’ın yaşamı da bu tarihsel kırılmanın dışında değildi.
Bir yanda 1980 öncesinin siyasal şiddeti, diğer yanda 12 Eylül’ün siyasal hayatı kesintiye uğratan koşulları vardı.
Onun hayatında eczacılık, siyaset ve Cumhuriyet değerlerine bağlılık birbirinden kopuk alanlar olmadı.
1992: Yeniden CHP’nin kuruluşunda
1992 yılı, Cumhuriyet Halk Partisi açısından yeni bir dönemin başlangıcıydı.
CHP, 12 Eylül sonrasında yeniden açıldı. Türkiye’nin siyasal hayatında yeni bir dönem başlarken, geçmişte bu partide görev almış kadroların bir bölümü yeniden örgütlenme sürecinde yer aldı.
Sebahattin Arıkan da bu süreçte Mersin’de yeniden görev üstlendi. 1992’de yeniden kurulan CHP’nin Mersin’deki kurucu il başkanı oldu. Bu görev, onun siyasal hayatında ikinci büyük CHP döneminin başlangıcıydı.
İlkinde 1970’lerin siyasal atmosferinde İçel İl Başkanlığı yapmıştı.
İkincisinde ise 12 Eylül sonrasının yeni Türkiye’sinde, kapatılmış bir partinin yeniden örgütlenmesine katkı sundu.
İki dönem arasında on iki yıllık ağır bir tarih vardı.
Arıkan’ın hayatı, bu iki dönem arasında bir süreklilik çizgisi oluşturdu.
Bir siyasal hafızanın taşıyıcısı
Sebahattin Arıkan’ın hayatına yalnızca görevler üzerinden bakıldığında karşımıza bir eczacı, bir meslek örgütü yöneticisi ve iki ayrı dönemde CHP il başkanlığı yapmış bir siyasetçi çıkar.
Hayatının bütününe bakıldığında daha geniş bir tablo görünür.
1970’lerin Mersin’i…
Siyasal çatışmalar…
1 Temmuz 1980’de eczanesine düzenlenen saldırı…
İki insanın ölümü…
Gülnar’a taşınan bir hayat…
12 Eylül…
Siyasetin kesintiye uğraması…
CHP’nin yeniden açılması…
1992’de yeniden kurucu il başkanlığı…
Bütün bu başlıklar, yalnızca bir kişinin biyografisinin parçaları değildir.
Mersin’in yakın tarihinin de parçalarıdır.
Arıkan bu tarihin içinde yaşayan, acısını doğrudan taşıyan ve farklı dönemlerinde yeniden sorumluluk üstlenen isimlerden biriydi.
Meslekten siyasete, siyasetten hafızaya
Onun hayatında dikkat çeken başka bir nokta da meslek ile siyaset arasındaki ilişkidir.
Eczacılık insanla doğrudan temas kuran bir meslektir. Siyaset ise toplumun ortak meselelerine ilişkin sorumluluk almayı gerektirir. Arıkan’ın yaşamında bu iki alan uzun yıllar yan yana yürüdü.
Eczanesinde insanlara hizmet etti.
Meslek örgütünde görev aldı.
Siyasetin içinde sorumluluk üstlendi.
Ağır bir saldırının ardından hayatını yeniden kurdu.
Yıllar sonra yeniden siyasal örgütlenmenin içinde yer aldı.
Böylece kişisel hayatıyla kamusal hayat birbirine karıştı; onun yaşam öyküsü, yaşadığı dönemin toplumsal hafızasına bağlandı.
Mersin’in yakın tarihinden bir tanık
Bugün Sebahattin Arıkan’ın ardından bakarken, yalnızca bir eski il başkanını değil, bir dönemin tanığını da uğurluyoruz.
Onun hayatında Cumhuriyet’in kuruluşundan sonraki kuşakların taşıdığı değerler, 1970’lerin siyasal çatışmaları, 12 Eylül’ün yarattığı büyük kırılma ve 1990’ların yeniden yapılanan siyasal hayatı iç içe geçmiştir.
Atatürk devrimlerine bağlılığı, Cumhuriyet değerlerine duyduğu inanç ve siyasal yaşamda üstlendiği sorumluluklar, onun kişisel tarihinin temel taşları arasında yer aldı.
Sebahattin Arıkan’ın hikâyesi, Mersin’in yakın tarihine bakmak için de bir penceredir.
O pencereden baktığımızda yalnızca geçmişi görmeyiz.
Bir kuşağın Cumhuriyet’e nasıl bağlandığını, ağır dönemlerden nasıl geçtiğini, yaşadığı kayıplarla birlikte yoluna nasıl devam ettiğini de görürüz.
Ardından
Bir insanın ardından söylenecek sözlerin en güç olanı, onun hayatının bütün ağırlığını birkaç cümleye sığdırmaya çalışmaktır.
Sebahattin Arıkan’ın hayatı birkaç görev unvanından çok daha fazlasını taşıyor.
Bir eczacı olarak başladığı kamusal yolculuk, meslek örgütlenmesinden siyasete uzandı. Siyasal şiddetin en ağır yüzlerinden biriyle karşılaştı. Gülnar’da hayatını yeniden kurdu. 12 Eylül’ün yarattığı büyük kesintiye tanıklık etti. CHP’nin yeniden açıldığı 1992’de yeniden siyasal sorumluluk üstlendi.
Bütün bu yılların içinde değişmeyen bir yönü vardı:
Cumhuriyet’e, Atatürk’e ve Atatürk devrimlerine bağlılık.
Sebahattin Arıkan, bugün aramızdan ayrılırken ardında yalnızca bir isim bırakmıyor. Mersin’in yakın tarihinden bir tanıklık, bir siyasal hafıza ve bir Cumhuriyet kuşağının izlerini bırakıyor.
Anısı, onu tanıyanların belleğinde; adı ise Mersin’in yakın tarihinin sayfalarında yaşamaya devam edecek.
Işıklar içinde uyusun.
Ailesine, yakınlarına, dostlarına ve onu tanıyan herkese başsağlığı diliyorum.