LinkedIn hesabından bir mesaj yayımlayıp susmayan Büyükelçi Fatma Ceren Yazgan’a destek reaksiyonları yağdı.

Büyükelçimizin bu cesur hareketi bir ilktir.

(Haberin Hollandacası en altta.
De Nederkandse versie staat onderaan)

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
İlhan KARAÇAY yazdı:

Yıllardır yazıyorum.
Kimi zaman alkış aldım, kimi zaman sert tepkilerle karşılaştım.
Ama ilk kez şuna tanık oldum: Yazdığım bir haber, bir Büyükelçi’nin resmî sosyal medya hesabında doğrudan yankı buldu.

Afbeelding met tekst, schermopname, Lettertype, document Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Lahey Büyükelçimiz Fatma Ceren Yazgan, Lale Gül üzerine kaleme aldığım haberime istinaden LinkedIn hesabında bir mesaj yayımladı ve o mesaja yazımın bağlantısını da ekledi.
Bu, sadece benim için değil, Türk basını ve yurtdışındaki Türk toplumu için de dikkat çekici bir ilkti.

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, overdekt Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Bir Büyükelçi, bir gazetecinin metnine açıkça atıf yapıyor, o metnin taşıdığı fikri kamuoyu önünde tartışmaya açıyordu.
Ama asıl çarpıcı olan şuydu: Büyükelçi’nin mesajı, benim yazımda dile getirdiğim ana fikri adeta özetliyordu.

Büyükelçimiz, özü itibarıyla şunu söylüyordu: “Bu genç kadın, ailesiyle ve inancıyla yaşadığı kişisel hesaplaşmayı, edebiyat adı altında sert, kırıcı ve aşağılayıcı bir dile dönüştürdü. Hollanda medyası ise bu dili sorgulamak yerine büyüttü, parlatıp dokunulmaz bir simge haline getirdi. Edebi değeriyle değil, yarattığı skandalla tanınan tek bir kitapla, din, İslam, göç ve kadın hakları gibi son derece karmaşık alanlarda ‘otorite’ gibi muamele görmesi, burada meselenin özgürlükten çok temsil üretmek ve şöhret inşa etmekle ilgili olduğunu düşündürüyor. Son dönemde özellikle öne çıkarılan giyim tarzı da bu rolün bir parçası. Sorun bir kadının ne giydiği değil; bu görünümün, eski kimlikle kopuşun sürekli sergilenen vitrini haline getirilmesi. Böylece kişisel bir hikâye, anne babayı ve daha geniş bir topluluğu görünmez kılan, medyanın da onayladığı tek taraflı bir anlatıya dönüşüyor.”

Yani Büyükelçi şunu diyordu: “Ortada sadece bireysel bir özgürlük hikâyesi yok. Hollanda medyası bilinçli biçimde bir figür üretiyor, onu parlatıyor, dokunulmaz kılıyor ve bu sırada hem ailesini hem de temsil ettiği toplumsal çevreyi siliyor.
Bu, özgürlükten çok bir şöhret ve temsil mühendisliğidir.”

Bu sözler, haftalardır yazdıklarımın diplomatik bir dille söylenmiş hâliydi.

BİR MESAJ VE YÜZLERCE YÜREK

Ardından ne oldu biliyor musunuz?
Büyükelçi’nin mesajının altına çok sayıda yorum geldi.
Ve neredeyse tamamı, hem benim yazımın arkasında duruyor hem de Büyükelçi’nin bu açık ve cesur tavrını takdir ediyordu.

Afbeelding met tekst, schermopname, Lettertype Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Gazeteci yazar Ali Tiryaki şöyle diyordu: “Sayın Büyükelçimiz, kolay alkışlananı değil, risk alanı paylaşmıştır. Konforlu suskunluk yerine açık bir pozisyon almıştır. Bu ülkede ve bu iklimde nadir görülen bir cesarettir bu. 56 yıldır yaşadığım Avrupa’da, bir büyükelçimizin ilk kez bu denli net bir duruş sergilediğine şahitlik ediyorum. Hollanda basınının iki yüzlülüğünü bilerek gösterdiğiniz bu medeni cesaret için teşekkürle başlamak gerekir.”

Afbeelding met tekst, schermopname, Lettertype Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Ve Tiryaki ardından şunu ekliyordu: “Sayın Büyükelçim, değerli üstadım İlhan ağabeyimin düşüncelerini resmî hesabınızdan paylaşmanız, bu görüşlere verdiğiniz değeri açıkça göstermiştir. Özgürlük, dışarıda düşman icat etmekte değil; içerideki yarayla yüzleşebilmekte yatar. Aileye, dine ya da ait olunan topluma hakaret etmek entelektüel cesaret değildir. Gerçek cesaret, bütünü yakmadan yanlışla mücadele edebilmektir.”

Afbeelding met tekst, schermopname, Lettertype Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Songül Şentürk başka bir noktaya dikkat çekiyordu: “Hollanda bu kadını ‘küçümseme karakterleri’ çerçevesinde çok şişirdi. Adı ve soyadının Türk olması, hepimizi temsil ettiği anlamına gelmez. Bunlar çok ucuz numaralar. Madem bu kadar ahlâklı bir duruşu var, neden bu kadar yerden yere vurduğu anne ve babasının özel hayatını ihlâl ediyor? Çünkü biliyor ki bu insanlar kendini ifade etmekte zayıf.”

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, schermopname, Lettertype Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Oğuzhan Kahya tehlikeye işaret ediyordu: “Aşırı sağ ve ırkçı kesim, hem Hollanda’da hem Belçika’da bu kadını gençlere örnek gösteriyor. Bu tip sesler hukuki ve lobicilik yollarıyla durdurulmalı. Hariciyemize güveniyoruz.”

Afbeelding met tekst, schermopname, Lettertype Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Roman Akyüz, meseleyi daha geniş bir çerçeveye oturtuyordu: “Bu tablo, Batı’da ne kadar seçici ve çifte standartlı bir ahlaki bakışın hâkim olduğunu gösteriyor. ‘İfade özgürlüğü’ söylemi, söz konusu olan Müslümanlar ve göçmenler olduğunda hızla hiyerarşik bir araca dönüşüyor. Kişisel bir hikâye, medyanın eliyle vitrine konuyor ve bütün bir topluluk görünmez kılınıyor.”

Afbeelding met tekst, Lettertype, schermopname Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Dursun Acun’un tek cümlesi ise her şeyi yerine oturtuyordu: “Emperyalistler, kendi üstünlük duygularının, gözlerinde ‘aşağı’ gördükleri bir kişi ya da grup tarafından doğrulanmasından haz duyarlar.”

Afbeelding met tekst, schermopname, Lettertype Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Büyükelçimizin mesajına gelen tek konu dışı yorum, Arpad Neswabda isimli bir Hollandalıdan gelmişti. Büyükelçimizden, buraya gönderilen imamların daha iyi kontrol edilmesini istiyordu.

Yani Batı, “bakın, Türkler de zaten geri” dedirtecek figürleri sever.
Çünkü bu figürler, kendi üstünlük algılarını besler.

BU SUSMAYAN BÜYÜKELÇİ KİMDİR

Peki bu susmayan Büyükelçi kimdir?
Fatma Ceren Yazgan, sıradan bir bürokrat değildir.
O, devletin kalbinden gelen, yıllarını Dışişleri teşkilatında geçirmiş, zor birimlerde görev yapmış, kriz masalarında pişmiş bir diplomattır.

1971 Bursa doğumludur.
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunudur.
1993’te Dışişleri Bakanlığı’na girmiştir.
Muskat, Kiev ve Moskova’da görev yapmıştır.
Bakanlıkta Kültürel İşler, Doğu Avrupa, Balkanlar, Kuzey Amerika, Güvenlik ve İstihbarat birimlerinde çalışmıştır.
2017 ile 2022 arasında Tiflis Büyükelçisi olarak görev yapmıştır.

Hollanda’ya yabancı değildir.
Daha önce iki kez bu ülkede görevli bulunmuştur.

Lahey’e geleli henüz birkaç hafta olmuşken, güven mektubunu sunmayı bile beklemeden sahaya inmiştir.
Toplumla temas kurmuş, etkinliklere katılmış, basınla buluşmuş, daha ilk günlerden itibaren “ben buradayım” demiştir.

Bir basın toplantısında kendisine neden “Guru” dediğimi anlatırken şunu söylemiştim: “Guru, karanlığı dağıtan, yol gösteren, ışık saçan demektir.
Bir konuda derin bilgisi olan, sözüne güvenilen, insanlara yön veren kişidir.”

İşte bugün, bu tanımın boş bir iltifat olmadığını herkes gördü.

Çünkü kolay olan susmaktı.
Görmezden gelmekti.
Diplomatik konforun içinde kalmaktı.

O ise, susmamayı seçti.

BİR YAZI, BİR BÜYÜKELÇİ VE BİR KIRILMA ANI

Bugün ortada çok net bir tablo var:
Bir gazeteci yazıyor.
Bir Büyükelçi susmuyor.
Yüzlerce insan aynı noktada buluşuyor.

Bu, sadece bir haberin yankı bulması değildir.
Bu, yıllardır içimize atılan bir rahatsızlığın artık kelimeye dönüşmesidir.
Ve belki de en önemlisi şudur:
Bu ülkelerde yaşayan milyonlarca insan artık şunu haykırıyor:
Bizi, bizi döverek temsil etmeyin.
Bizim hikâyemizi, bizi silerek anlatmayın.
Özgürlük, başkasını yok ederek kurulmaz.

Bu ses artık yükseliyor.
Ve bu kez, yalnız değil.

Not: Değerli okurlarım, aşağıda, Lale Gül hakkında hafta içinde yayınlamış olduğum, Büyükelçimizin de işaret etmiş olduğu haberi bulacaksınız. Bu haberin Hollandaca metnini 600’ü aşkın medya organı ve Hollanda parlamenterlerine göndermiştim. Hollandalı meslektaşlarımdan pek çok reaksiyon geldi. Bugünkü haberim de Hollanda medyasına ve parlamenterlere gönderilecektir.)

**********

LAHEY BÜYÜKELÇİMİZ FATMA CEREN YAZGAN’IN HOLLANDA’DAKİ FAALİYETLERİ

Lahey Büyükelçimiz Fatma Ceren Yazgan, göreve başlamasının ardından Hollanda’nın farklı şehir ve bölgelerinde yoğun bir diplomatik temas trafiği yürütüyor. Bu temaslar yalnızca klasik diplomasi çerçevesinde kalmıyor; yerel yöneticiler, iş dünyası, girişimciler, sivil toplum temsilcileri ve Hollanda’daki Türk toplumu ile doğrudan temasları da kapsıyor. Büyükelçi Yazgan’ın son dönemde Zwolle, Deventer ve Overijssel Eyaleti merkezli ziyaretleri bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer alıyor.

YEREL YÖNETİMLERLE DOĞRUDAN TEMAS

Afbeelding met kleding, persoon, schoeisel, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Büyükelçi Fatma Ceren Yazgan’ın Hollanda’daki faaliyetlerinde dikkat çeken unsurlardan biri, yerel ve bölgesel yöneticilerle kurduğu doğrudan temaslar. Bu çerçevede, Overijssel Eyaleti’nde yapılan görüşmeler öne çıkıyor.
Zwolle kentinde gerçekleşen temaslarda, kentin kar altındaki atmosferi eşliğinde samimi ve sıcak bir ev sahipliği dikkat çekti. Ziyaret sırasında Overijssel Eyaleti Kral Komiseri Andries Heidema ile yapılan görüşmeler, Türkiye ile Hollanda arasındaki yerel düzeyde iş birliğinin geliştirilmesine yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Bu görüşmeler, iki ülke ilişkilerinin yalnızca merkezi hükümetler düzeyinde değil, eyalet ve belediyeler düzeyinde de güçlendirilmesi gerektiği anlayışını yansıtıyor. Büyükelçi Yazgan’ın bu yöndeki yaklaşımı, Hollanda yerel yönetimlerinde de karşılık bulmuş görünüyor.

ZOR KIŞ ŞARTLARINDA YOĞUN PROGRAM

Afbeelding met hemel, buitenshuis, voertuig, Landvoertuig Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Zwolle Deventer

Ziyaretlerin dikkat çeken bir diğer yönü, zorlu kış koşullarına rağmen programın aksatılmadan sürdürülmesi oldu. Büyükelçi Yazgan, sabahın erken saatlerinde Deventer Belediyesi sınırları içindeki konsolosluk biriminde çeşitli kuruluşlar ve girişimcilerle bir araya geldi. Bu görüşmelerde, Türkiye ile Hollanda arasındaki ekonomik ilişkilerin yerel düzeyde nasıl daha da geliştirilebileceği ele alındı.

Bu temaslara, Deventer Başkonsolosumuz Emre Yunt da katıldı. Görüşmeler, karşılıklı tanışmanın ötesine geçerek somut iş birliği imkânlarının konuşulduğu bir platforma dönüştü.

EKONOMİ, GİRİŞİMCİLİK VE YATIRIM ODAKLI GÖRÜŞMELER

Büyükelçi Yazgan’ın Hollanda’daki faaliyetlerinin önemli bir ayağını ekonomi, girişimcilik ve yatırım konuları oluşturuyor. Overijssel Eyaleti, tarım, lojistik, sanayi ve yenilikçi teknolojiler alanında Hollanda’nın öne çıkan bölgelerinden biri olarak biliniyor. Yapılan görüşmelerde, Türkiye’den girişimciler ve yatırımcılar ile Overijssel Eyaleti’ndeki iş çevreleri arasında yeni köprüler kurulması hedefi açıkça dile getirildi.

Bu çerçevede, karşılıklı ticaret hacminin artırılması, ortak yatırımların teşvik edilmesi ve Türk girişimcilerin Hollanda pazarına daha etkin şekilde erişebilmesi gibi başlıklar ele alındı. Aynı zamanda Hollandalı yatırımcıların Türkiye’deki fırsatlara yönlendirilmesi de gündeme geldi.

HOLLANDA’DAKİ TÜRK TOPLUMU İLE İLİŞKİLER

Fatma Ceren Yazgan’ın büyükelçilik faaliyetlerinde, Hollanda’daki Türk toplumuyla kurulan bağlar da önemli bir yer tutuyor. Resmi ziyaretlerin yanı sıra, Türk toplumunun temsilcileriyle yapılan görüşmeler ve temaslar, Türkiye’nin yurtdışındaki vatandaşlarıyla ilişkilerine verdiği önemi ortaya koyuyor.

Bu görüşmelerde, Türk toplumunun Hollanda’daki sosyal, ekonomik ve kültürel katkıları vurgulanırken, karşılaşılan sorunlar ve beklentiler de doğrudan dinleniyor. Büyükelçi Yazgan’ın bu temasları, yalnızca resmi bir temsil görevi değil, aynı zamanda toplumsal bir bağ kurma çabası olarak değerlendiriliyor.

DİPLOMATİK VE KÜLTÜREL BOYUT

Büyükelçi Yazgan’ın Hollanda’daki çalışmaları, yalnızca siyasi ve ekonomik başlıklarla sınırlı değil. Diplomatik resepsiyonlar, resmi törenler ve kültürel etkinlikler de bu faaliyetlerin önemli bir parçasını oluşturuyor. Türkiye ile Hollanda arasındaki köklü ilişkilerin kültürel boyutunun canlı tutulması, bu etkinlikler aracılığıyla sağlanıyor.

Bu çerçevede, Türkiye’nin tarihsel ve kültürel değerlerinin tanıtılması, iki toplum arasındaki karşılıklı anlayışın güçlendirilmesi hedefleniyor.
Kültürel diplomasi, Büyükelçi Yazgan’ın faaliyetlerinde tamamlayıcı bir unsur olarak öne çıkıyor.

GENEL DEĞERLENDİRME

Lahey Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan’ın Hollanda’daki faaliyetleri, çok boyutlu bir diplomasi anlayışını yansıtıyor. Yerel yönetimlerle kurulan doğrudan temaslar, iş dünyası ve girişimcilik odaklı görüşmeler, Türk toplumu ile ilişkiler ve kültürel diplomasi faaliyetleri, bu yaklaşımın temel taşlarını oluşturuyor.

Bu tablo, Türkiye’nin Hollanda ile ilişkilerinde yalnızca merkezde değil, sahada ve yerelde de güçlü olma hedefini ortaya koyuyor. Büyükelçi Yazgan’ın yürüttüğü bu temaslar, önümüzdeki dönemde Türkiye ile Hollanda arasındaki ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkilerin daha da derinleşeceğinin işaretleri olarak görülüyor.